10 Temmuz 2009

AYNI HİKAYE


Ne çok zaman olmuş ne de çabuk geçip gitmiş...
Anlatacak öylesi çok şey varken susmanın en doğru karar olduğunu bilmek ise garip...

Yanlış çok, doğru hiç yok...
Hayat, önümdeki yol, karşım da ki sen, bedenimde kollar, dudaklarımda dudakların, gözlerimin boşluğunda gözlerin, bakışların, dokunuşların...

Heyecansız bir son...
Suçu yok tutkunun...
Sebepsiz sevişmenin günahı yok!
Yitip giden saygının artık hayatımda yeri yok!
Yeni bir elveda değil ama yeni bir başlangıç denebilir...
Deftere yazılmış, boyalı kalemlerle süslenmiş kenar süslerinin gölgesine yaslanılmış sessiz bir susuşla izlendin...
Cümlelerine güldüm...


Dip not: Bana yinemi hüzün demeyin hüzün yok... İnsanların suyu çıkmış ben ne yapayım... Yalan parmak uçlarımıza iliştirilmiş imza olarak kalmış...
Ben derim ki ben inandım siz inanmayın... Erken söylenen sözcüklerden kaçın...
İnanmayın...
İnanmak istemeyin...
İnsan hep yalnız, kalabalıkların kuytusunda bile yalnız...

4 yorum:

Verago dedi ki...

bu evet çoğu için kesinlikle ama herkes için geçerli olmamalı..

tanura dedi ki...

Umarım değildir ama aksini düşündürtmüyolar malesef ki..

ali eroğlu dedi ki...

Gerçek her zaman doğru cevaptır.
ister yorganlarımızın altına saklanalım, ister okulda olalım ister evde yada İstanbul'da hatta..
ya da kaçsak new york'a her yerde var olan ortak hissediş yalnızlık..
ama bir yalnız bir yalnıza tutunursa belki bir mutluluk doğar... belki...

tanura dedi ki...

mutluluk keşke doğsa..
belkilerden yoruldum...