23 Haziran 2017

İnişler ve çıkışlar...

Kendini bir boşluktan öylece bırakmak gelir geçen gününü ardından...
İçi boşalmış, düşüncesiz ve hayalsiz, belki de umutsuz bir gün daha tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı...
Alın yazısı yazılmamış bir bebeğin sessiz çığlığı yerle bir etse de içimizdeki dünyayı, diller lal oldu...
Geriye hüzün, öfke ve acı kaldı...
Umut bugün bizi terk etti...

30 Agustos 2015





 

25 Mart 2017

hani bil istedim yalnızlığım kadar çok sevdiğimi seni...

Tutkun kalırsın.. 
Öylesi başı boş bir yalnızlıktır... 
Orada,
tam orada
içinde bir yerde
durur hani bil istedim
yalnızlığım kadar çok sevdiğimi seni...
Aşk dumanlı yollar gibi,
Puslu karanlıklar gibi,
ne gitmek geliyor elden ne kalmak...
kendi ile yaptığın savaşta yenik düştüğün bir savaş her daim...
ve kaçamamak gölgenden dahi...
Aşk...
derinliklerde aramak kendini...
o sanmak her şeyi...
ve o olmamak...
yetmemek...
yetinememek..
hiç doyamamak memeye hasret bebek gibi...
Aşk mevsimsiz bir yağmur gibi...
tepeden tırnağa sırılsıklam... 
Kokusunda kaybolduğun mevsimler gibi...
Rengarenk tıpkı bahar gibi çoğu zaman sonbahar gibi...
korku içinde beliren büyüyen o duygu... 
korkmak sensizlikten...
yalnızlıktan..
Aslında kal demek isterken git demek...
Kaybolmak gururun sancılı bedeninde...
Ah aşk...
Ele avuca sığmaz bir çocuk yüzsüzlüğünde istemek seni...
Ah aşk...
Bedeninde esir tutan sarhoşluğunu...
Ah aşk...
Ah aşk...

25 Mart 2017 22:54