16 Mart 2010

ÜÇ NOKTA BİR ÜNLEM!


Yarım bıraktığım sözler, içime sızan ateş, ellerime bulaşan kir!
Yalnızlıklarıma sıvanmış izler, yüzümden silinmiş izler...
Ardın da bıraktığın eşyaların yanık kokusu üzerime sinen...
Arındır bedenini ve ruhu!

İçimizde derin derin çukurlar, kül rengi bir mevsim, metropollerde uzanan yüksek binalar, sevimsiz susuşlar, karanlık yüzler, sahte gülüşler, Kesik kesik çığlıklar... İpi kopuk uçurtmalar!
Kokusuz çiçekler, açmamış goncalar, büyümeyen çimenler, gölgesi olmayan ağaçlar...
İçimizde koca koca boşluklar!

SİLİNEN İZLER..

Birden çok yüzüm ile yürürken sokaklar arasında gözlerimin kuyusunda biriktirdiğim bütün gülüşlerim siliniyor hafızamdan...
Yürüdüğüm yollar ve kaldırımlar, ezberimdeki bütün yalnızlıklar tanığım oluyor...
Bütün anlamsızlıklar yoldaşım...
Gözlerim kararıyor...
Damaklarımdan tadın siliniyor...
Bütün sözler ve gülüşler anlamını yitiriyor...
Ben ve o'nun sessiz hikâyesi siliniyor geçmişin izlerinden...

8 Ekim 2009

DUA

Yanıtsız sorular... İçimi kemiren o yalan sözler...
Gözlerimi açtığımda bozulacağını bildiğim büyü bedenimde bir sihir gibi dolaşırken gerçeklik bakışlarımın ardındaydı...

İnsan yanılgılarının sancısı, karın boşluğunda kalan o yumru ile devam ederken hayata süslü gülüşlerin, perçinlenmiş yalnızlıkların girdabında dönüp duruyor...
Açık kalan pencereden sızan ışık aydınlatmasa da ruhunu insanın sessiz bir tebessümün isimsiz kahramanı oluveriyor...
Gözlerinizi yumup geceye merhaba dediğinizde yıldızlar avuçlarınızı içine dolmasa da, ellerinizi yakmasa da, içinizde bir yerde öylesi bir tutkunun belirsiz yansımasını oluşturuveriyor…
Umut oluyor…


Zaman en çok inandığım sen, acıyı dindir, yüzü güldür…
Acıyı ver ona, yüzünü soldur…

21 Ağustos 2009

SERZENİŞ

ki özlemler dinmiyor hiç... hayat günün orta yerinde kesiyor selamı sabahı... ve can cekişiyor butun kelimeler... içi acıyor yüzü gülsede insanın...

10 Temmuz 2009

AYNI HİKAYE


Ne çok zaman olmuş ne de çabuk geçip gitmiş...
Anlatacak öylesi çok şey varken susmanın en doğru karar olduğunu bilmek ise garip...

Yanlış çok, doğru hiç yok...
Hayat, önümdeki yol, karşım da ki sen, bedenimde kollar, dudaklarımda dudakların, gözlerimin boşluğunda gözlerin, bakışların, dokunuşların...

Heyecansız bir son...
Suçu yok tutkunun...
Sebepsiz sevişmenin günahı yok!
Yitip giden saygının artık hayatımda yeri yok!
Yeni bir elveda değil ama yeni bir başlangıç denebilir...
Deftere yazılmış, boyalı kalemlerle süslenmiş kenar süslerinin gölgesine yaslanılmış sessiz bir susuşla izlendin...
Cümlelerine güldüm...


Dip not: Bana yinemi hüzün demeyin hüzün yok... İnsanların suyu çıkmış ben ne yapayım... Yalan parmak uçlarımıza iliştirilmiş imza olarak kalmış...
Ben derim ki ben inandım siz inanmayın... Erken söylenen sözcüklerden kaçın...
İnanmayın...
İnanmak istemeyin...
İnsan hep yalnız, kalabalıkların kuytusunda bile yalnız...